google-site-verification: google3bd4e24ea8198524.html
X 20
Bugun...



Cejna Zimanê Kurdî Piroz Be

Celadet Ali Bedirhan’ın 1932'de çıkardığı Kürtçe Hawar dergisinin yayına başladığı gün olan 15 Mayıs, Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor.

facebook-paylas
Güncelleme: 14-05-2020 18:43:52 Tarih: 14-05-2020 18:35

Cejna Zimanê Kurdî Piroz Be

Mîr Bedirhan Paşa’nın torunu Celadet Ali Bedirhan ( Mîr Celadet Alî Bedirxan) 
1893'te  İstanbul'da doğan MİR BEDİRXAN 15 Temmuz 1951'de  Şam'da hayata gözlerini yumdu . 
Dilbilimci, yazar, diplomat ve siyasetçi. 
Öğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamlamıştır. 
Mir Celadet, 1930’dan sonra daha çok dil ve edebiyat çalışmalarına yönelip Kürtler için paha biçilmez çalışmalar yapar. Kürtçenin yanında yedi dil bilen iyi bir dil bilimcidir aynı zamanda.

ESERLERİ


Elifba Kurdî (Kürtçe Alfabe)
Rûpelên Elfabê
Rêzimana Elifbaya kurdî
Rêzimana Kurdî (Kürtçe Gramer) (Roger Lescot ile birlikte)
Ferhenga Kurdî (Kürtçe Sözlük)
Günlük Notlar
De La Question Kurde / Kürt Sorunu Üzerine (Fransızca ve Türkçe)
Were Dotmam (Hawar Dergisi'nde yer alan şiirler)
Edirne Sükutunun İç Yüzü (Kamuran Bedirhan ile birlikte)
Mustefa Kemal'e Mektup
Dîbaca nimêjên îzêdiyan
Hevind

Celadet Ali Bedirhan’ın 1932'de çıkardığı Kürtçe Hawar dergisinin yayına başladığı gün olan 15 Mayıs, Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor.

Hawar (Çığlık), 15 Mayıs 1932'de, Suriye'nin başkenti Şam'da yayımlanmaya başlayan ve toplamda 57 sayı ile 1943 yılına kadar yayın hayatında kalmış olan Kürtçe edebiyat dergisidir.

Dergi, Celadet Ali Bedirhan tarafından Şam'a yerleştikten sonra çıkarıldı.

Derginin ilk 23 sayısı hem Latin, hem de Arap alfabesiyle basılmış ancak 24’üncü sayıdan itibaren yalnızca Latin alfabesiyle hayatını sürdürmüştür.

Hawar, aynı zamanda Kürtçe’de Latin alfabesinin ilk kez kullanıldığı dergi.

Fransızca ve Kürtçe ağırlıklı dergide, Kurmancînin yanısıra Zazakî ve Soranî lehçelerinde de yazılar yayımlanmıştır.

Dergide Celadet Bedirhan, Rewşan Bedirhan, Dr. Kamuran Ali Bedirhan, Osman Sabri, Kadrican, Cegerxwîn, Mustafa E. Boti, Kadri Cemal Paşa, Dr. Nurettin Zaza (Yusuf), Lawê Fendi, Ahmet Nami, Hasan Hişyar, Bişarê Segman, Nêravan, Reşit Kürt, Kurmanci yazarken, Goran, Tevfik Vehbi, Abdullah Esiri, Şakır Fettah, Hevindê Sorî, Lawêki gibi isimler de Soranî lehçesiyle yazmıştır.

CELADET ALİ BEDİRHAN

 

Hawar’ın kurucusu, Mîr Bedirhan Paşa’nın torunu, Emin Ali Bedirhan’ın oğlu Celadet Ali Bedirhan, ilk ve orta öğrenimini sürgünlük yurdunda, İstanbul’da tamamladı. Daha genç yaşlardayken, Osmanlı İmparatorluğu karşıtı faaliyetlere girişir ve ailece Abdülhamit tarafından Yemen’e sürülürler. 1908’de Abdülhamit tahttan indirilince tekrar Türkiye’ye dönerler.

Celadet de Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde savaşır. Osmanlı yıkılıp yeni rejim başa geçince 1922’de Emin Ali Bedirhan ve üç oğlu için idam fermanı çıkarılır. Bunun üzerine Emin Ali Bedirhan Mısır’a gider, Kamuran ve Celadet de Avrupa’ya yerleşir. Celadet, Almanya’da hukuk üzerine doktorasını tamamlayıp sırasıyla Mısır’da, Lübnan’da ve Şam’da yaşar.

Celadet; Hawar’ın etrafında Kamuran Ali Bedirhan, Osman Sebri, Nurettin Zaza, Qedrican, Cegerxwîn vb. Kürt aydınlarını toplayarak adına “Hawar Ekolü” denilecek bir kimliğe imza atmıştır.

Bu ekol, Kürt yayıncılığı ve dili için önemlidir.

Celadet Ali Bedirhan, Hawar’ın ilk sayısında şunları ifade eder:

“Hawar bilimin sesidir. Bilim ise insanın kendini tanımasıdır. Kendini tanımak kurtuluş ve güzelliğin yolunu açar. Kendini tanıyan herkes, kendisini tanıtabilir de. Hawar'ımız her şeyden önce dilimizin varlığını tanıtacak. Çünkü dil bizim temel varlık sebebimizdir. Hawar yeni doğandır ve bizim, Kürtler’in çocuğudur.”

Celadet, 15 Mayıs 1932’de Kürt edebiyatının modernleşmesinde büyük etkisi olan Hawar ve Ronahî dergilerini çıkarır. Celadet; Hawar’ın etrafında Kamuran Alî Bedirxan, Osman Sebri, Nurettin Zaza, Qedrican, Cegerxwîn vb. Kürt aydınlarını toplayarak adına “Hawar ekolü” denilecek bir kimlik yaratır. He ne kadar daha önce Xelîl Xeyalî, Latin alfabesini Kürtçede ilk defa kullanmış olsa da Celadet, Hawar dergisinde Latin alfabesini Kürtçeye uyarlayıp pratiğe geçirmiştir. Bu amaçladır ki Hawar’ın yazarları; Kürtçede standardı sağlamak ve nesirde bir gelişme kaydetmek için bilinçli davranmışlardır. Hawar ekolünde yazarlar, Osman Sebri’nin “Li Goristana Amedê” öyküsünde örneklediği şekliyle öbür dünyada bile bir masa kurup Kürt dili ve edebiyatı için mücadele ettiler.

Her ne kadar 1930’lardan sonra dil bilimci, yazar yönü siyasi aktivistliğinin önüne geçse de Celadet daima siyasi mücadeleyi önemser. Kalemin yanında hançerin hakkını da teslim edip adeta geçmişi yad eder, geçmişine sadakatini sunar. Bunu, Celadet’in “Gazinda Xencere Min” öyküsünü okurken çok iyi hissedebiliyoruz. Kahramanın Celadet olduğu sezilen bu öyküde kullanılan “kalem” ve “hançer” metaforu çok önemlidir. Kalemini açmak isteyen kahraman bir şey ararken gözü kağıtlar arasında pas tutmuş hançere takılır. Tabii öykünün kahramanı, hançeriyle bir türlü kalemini açamaz. Sonrasında hançeriyle başlayan diyalogda hançer “Sen eşeğin yükünü aslanların sırtına vermek istiyorsun” diye sitem eder. Hançer, her ne kadar kahramanın halkı için dil ve edebiyat çalışmaları yaptığını dile getirse de dilin de, okumanın da, yazmanın da kendisi sayesinde olduğunu dile getirip “Her daim sizin yanınızda durdum ve dilini korudum, ama kalemin değil. Unutma ki silahsız bir erkek, tırnaksız bir adama benzer, herkes onu ezebilir. Bu yüzden benim kadrimi bil” der.

Şüphesiz Celadet, ömrü boyunca hem siyasi hem de kültürel anlamda verdiği mücadelede hem “kalem”in hem de “hançer”in hakkını verdi. Bu yüzdendir ki Kürt dili, alfabesi, lehçeleri üzerine birçok eser yazdı. Bugün Kürtlerin, belli kurallara sahip bir dille okuyup yazmalarının önünü açtı ve sonraki kuşaklarının dillerinin önemini fark etmeleri için elinden geleni yaptı. Bu nedenledir ki Celadet’in “Gazinda Xencere Min” kitabına yazdığı önsözde Dilawer Zeraq haklı olarak “Celadet Elî Bedirxan, Kürt beylerinden bir ailedendi. Şimdi çalışma ve eserleriyle Kürt dilinin miri oldu” diyordu. Kürtçenin miri Celadet bu yüzden Kürtlere, Hawar’ın 27. sayısında Xwedîyê Hawarê mahlasıyla yazdığı yazıda şöyle sesleniyordu:

“Yavrum ayıptır, ya kendi dilinizi öğrenin ya da 'biz Kürt'üz' demeyin. Dilsiz bir Kürtlük size hiçbir saygınlık kazandırmaz, bu bizim için büyük bir utançtır. Kendi dilleriyle okuma yazmayı öğrenerek varlıklarının anahtarını ceplerine koyanları ve böylece kendilerini yabancıların etkisinden kurtaranları kutluyorum, ne mutlu onlara! Diğer dillerin alfabeleriyle okuma yazmayı bildikleri halde kendi dillerinin alfabesini henüz tanımayanlara da bin kez yazıklar olsun diyorum"

 

 

 




Editör: HABER MERKEZİ




FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER AĞRI HABERLERİ Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI